25 Kasım 2014 Salı

pür-niyaz



Bir şarkı besteliyor çocuk yüreğim,
Çorak topraklar kendi türküsünü söylüyor.
Ölüm yaklaştıkça artıyor yalnızlık
Ve böyle şiir yazmak daha güç geliyor;
Ellerimde duaların pası varken.

Keşke ben de bir yalanı yaşayabilsem,
Katilini seven maktûl gibi Tanrıyı sevebilsem,
Kanayan derin yaralarımı kaşıyabilsem.
Zehre ne gerek var inanmak varken.

Kızıl bir ölüm getiriyor kopkoyu gökler,
Yine insanlar kendi türküsünü söylüyor.
Ve ben şiir yazmak istemiyorum;
Şiire ne gerek var, ölüm varken...


18 Kasım 2014 Salı

ne olur



Asyalı gözleriyle bana bakan akşam,
Daha da deşme yalnızlığımı.
İçerken kaynak sularından geçmişin,
Hatırlatma içimdeki ıssızlığımı, ne olur...

Pırıl pırıl sularımı bulandıran akşam,
Haşim'den bir mısra anımsatır bana;
Dalarım göllerine yosun tutan geçmişin.
Uykumu ürkek bir kuş misali kaçırma, ne olur...

Bir zar değil atayım ömrümü,
Bir paçavra değil doğulu yüreğim.
Ödetme bana hesabını geçmişin,
Kaldırmaz topyekün günahlarını yüreğim, ne olur...

Ortaçağ gibi unutulduk biz ey dost!
Gece yaramızı eşelese de ne olur?
Postumuzu serdik biz ölüm denen vadiye;
Daha da adımızı çınlatma semada boşuna,
Toplama başımıza alakargaları, ne olur...