28 Aralık 2015 Pazartesi

deniz sitemi




Şiir gibi gecesi gündüzü,
Sabahı akşamı deniz kokulu.
Çocukların yüzleri tuzlu,
Dizleri yara bere oyundan;
Bir sıcak öğlen vakti,
Belli ki kırmışlar okulu.

Bir sıcak Ege kasabası,
Denizle hemhâl olmuş gökyüzü,
Altı da üstü de mavi.
Dört tarafında dağlar
Uzatmış ellerini adalara,
Kırk burcunda kırk harami.

Zaman akmasın burada,
Ceplerimde bin yıllık masal,
Çağırırım taşların türküsünü.
Dinlerim hiç sıkılmadan
Denizcilerin ve kadırgaların
Denizkızları öyküsünü.

Arnavut kaldırımında akşam,
Akşamda balık kokusu,
Balık pulunda deniz meltemi.
Görmeyeli kaç yıl oldu orayı?
İçimde köpüren bu sanki
Karaya hasret denizin sitemi.



15 Kasım 2015 Pazar

yalın ayak

7. Eskişehir Yunus Emre Şiir Yarışması (2015)
Üçüncülük Ödülü


Ben,
Ağaçlar altında yalnız bir mezar yeri.
Ben,
Yaz günlerinde hiç özlenmeyen zemheri...
Seyret kader denilen şu yamuk çizgiyi,
Bir yağmadır savaş meydanında hayatımız...

Kuzuların otlamaya vakit bulamadığı,
Bu çorak, acımasız topraklarda
Yeşerdi kan bağım.
Kayalarla çevrilidir sanki;
Geçit vermeyen, sarp kayalar...
Sahipsiz mezarlar hep solum sağım.

Ben,
Gecenin en karanlık vaktinde doğunca,
İblis bir düşman daha kazandı
Adem kanından.
Sonra çıktı kanlı pusatlar,
Bir daha girmemecesine
Kınından.

Azlet beni bu dünyadan Tanrım!..
Yalın ayak geldik, yalın ayak gideceğiz
Hanından.
Lanet okumak geçiyor içimden,
Önce kendime, sonra herkese;
Lakin
Can vermişsin canından.


16 Eylül 2015 Çarşamba

demir



Kovdum düşlerimdeki tavuk karasını,
Uykusuz gecelerime veda edeceğim.
Gözlerim dört duvar arasında kanlı bekler,
Sabahı görmesin gizleyen varsa yarasını.
Ben yine demir dağları döveceğim...

Yalandır saadet pınarları hayal ettiğim;
Gün görmemiş yetimdir şu iki gözüm.
Doğunun çobanları gibi yele verdim sırtımı,
Acılarımdır yüreğimde yiğitçe berkittiğim.
Ben yine demir dağları döveceğim...

Ben yine demir dağları döveceğim,
Çünkü hasretim engin okyanuslara.
Çepeçevre kuşatmış beni yokluk çölü,
Ben ateşten, ruhtan gömlek giyeceğim.
Ve yine kendi Ergenekon'uma döneceğim...


24 Ağustos 2015 Pazartesi

yağmur zamanı

6. Vehbi Cem Aşkun Şiir Yarışması (2015)
Mansiyon Ödülü


Sonsuz zamana düşüyor yağmur damlaları,
Kahramanların ve korkakların kemiklerini ıslatıyor...

Bu taşlar kimin başına dikilmiş?
Toprağın çatlakları hangi ölüyü gösterir?
Mezarda koku alamaz cesetler;
Peki bu çiçekler kimler için dikilmiş?

Parlak değil aynalar, ışıklı değil,
Gençliği geride kalmış çoktan ahşap evlerin...
Arnavut kaldırımlı bu sokaklarda yürüyen,
Serserilerdir artık, soylu bir çift at değil...

Siyah beyaz resimlerde ne bulduk?
Ne aradığını bilmeyen başıboş fotoğrafçı...
Girdaplar içinde dönüp duran geçmiş;
Sende en tatlı bir yalan bulduk!..



1 Ağustos 2015 Cumartesi

gecelerde



Uykusuz kaldım gecelerde,
Kulaklarımda uğultular gündüz dolusu.
Karanlığın sahipsiz çıkmazlarında
Gözlerim kapalı bekliyorum;
Yıldızlarda sabaha çıkamama korkusu.

Uykusuz kaldım gecelerde,
İnsanoğlunda bu neyin oyuntusu?
Boş olsa zihnim, yastığım kuş tüyü,
Ve ben rüyalarda kaybolsam,
Gözlerimde mahmurluğun tortusu.

Bir fal açsam, yalan olsa da kısmetim;
Gecelerim yeniden benim olsa.
Uykusuzluğun katili olsam;
Bütün dünya gecelerden kurtulsa.


6 Haziran 2015 Cumartesi

hasat uykusu



Ellerimde geçmeyen pas kokusu
Ve kalbimde demir soğukluğunda sesin:
Yetti diyorsun, yetti!..
Kimsin, kimimsin; bilmiyorum,
Ama kulaklarımda o gıcırtılı sesin:
Gitti diyorsun, gitti!..

Zalim rüzgarların savurduğu damlalar,
Dövsün penceremi kurşunlar gibi.
Gece vakti; görmeyeyim diyorum,
Duymayayım diyorum,
Ama sesin:
Bitti diyorsun, bitti!..

Ben hiç düşünmedim solmayı,
İnsan toprağından koparılmak istemezmiş.
Beni bahçemden yolan o ellerin,
Haber veriyor ölümün orak sezonunu.
Bir dakikacık olsun dilenirken Azrail'den, sesin:
Şimdi diyorsun, şimdi!..


4 Haziran 2015 Perşembe

alışmak



Yalnızlığa alışmaktır yaşamayı öğrenmek,
Karakutusu açılmamış sırlardır anılar.
Şairleri anlamaktır yalnızlığı anlamak;
Hâşim'in dizelerine dokunmak sayfalarda
Ve lisanını çözmektir melâlin yaprak yaprak.

Küfrünü dinledik kulaklarımız kanla dolu,
Dünyalıların sessiz bedduasını dinledik!
Nasırlı ellerimizde dualarımız bekler,
Beyaz güvercinler cennete ulaştırsın diye;
Âminlerimize kınalar yaktık teker teker.

Yalnızlığa alışmaktır yaşamayı öğrenmek,
Cezalandırmaktır dilleri bir ömür susarak.
Ve ölmeyi beklemektir son umudun yitmesi,
Gözlerin dolmasıdır karanlıkla toprak toprak...



29 Mayıs 2015 Cuma

yalnız gece



Zihnimi infaz eden düşünceler,
Tıngırtılar karanlıkta uykumu kaçıran,
Gördüklerimi bölen yanılsama,
Bu uğultular kulaklarımı dolduran;
Hepsi yalnızlıktan...

Zinciri boşanmış yarasalar
Çarpar durur beynimin kayalıklarına.
Dallarda esen bu soğuk rüzgar,
Bir ürperti dokundurur yanaklarına
Gecenin yalnız çocuğunun.

Fısıltılarla parçalanan rüyalar,
Gözlerime kan yürüten uykusuzluk...
Yıldızsız gecelerde inen buhar,
Gırtlağıma düğümlenen susuzluk;
Hepsi yalnızlıktan...


18 Mayıs 2015 Pazartesi

zamanın çırakları



Bizler zamanın çömezleriyiz;
Koşalım derken geç kalırız yaşamaya,
Yavaşlasak kaybederiz ömür denen gemiyi.
Bizler zamanın çıraklarıyız,
Tutmasını hiç öğrenemedik saatleri.

Ruhumuz şeffaftır; temizdir, kirlidir...
Ne memnun oluruz doğduğumuza
Ne toprağa dönmesini biliriz.
Bizler çıraklarıyız devinen zamanın,
Yaratılmışların en nankörleriyiz!..




3 Mayıs 2015 Pazar

karanlık çağ ozanları



Yalnızlık damarlarımda dolaşan yılan,
Etimi lime lime kemiren şirpençe!
Kurdun kuzuya diş geçirmesi,
Yılanın akıtması zehrini sessizce,
Bu beynimden ruhuma yayılan işkence!..

Buruşmuş sayfalarında alın yazımın,
Şiirlerini kazısın karanlık çağ ozanları.
Ölüm korkutur kimisini yaşamaktan,
Kimisinin canını alır bu kalp ağrısı;
Yalnızlıksa benim ruhumu oyar derinden derine...




15 Nisan 2015 Çarşamba

bir isim daha



Sırtımdan bıçakladılar beni,
Akıttılar alev gibi kıpkızıl kanımı.
Sırtımdan bıçakladılar beni,
Açtılar bir asır kapanmayacak yaramı...

Hangi eller besledi katillerimi?
Kimler yıktı duvarları üzerime?
Boyumdan büyük isimler aldım yalnız,
Sarılıp yattım bitmeyen gecelerime.
Bir kahpe pusuda avladılar beni,
Öldürürken törpülediler tırnaklarımı!..

Akbabalar ölümümü izledi,
Baykuşlar güldü son nefesime.
Bir hain pusuda avladılar beni;
Bir çentik attılar şehit defterine...

Sırtımdan bıçakladılar beni,
Güçleri yetmedi adımı silmeye...



4 Mart 2015 Çarşamba

biz insanlar



Beynimizde yeni dünyalar yaratıyoruz,
Tanrı olmak istiyoruz aslında.
Sonra düşünce çukurların en derinine,
İnsan olduğumuzu hatırlıyoruz...

Hangi dilde söylersen söyle yalan yalandır.
İftiraların cehenneminde doğduk istemsiz.
Kafamıza geçirdik şapka gibi kibrimizi,
Yattık altına yalan dünyanın, sitemsiz...

Gözlerimizle yeni ufuklar çiziyoruz,
Martılar yolluyoruz yeni seferlerimize.
Saplıyoruz haçı gururumuzun bağrına,
Destanlar düzüyoruz müstemleke zaferlerimize.

Kim için doğduk, ne için yaşıyoruz?
Eşkıyalar mı çaldı o parlak şerefimizi!..
Gırtlağımızdan aşağı iniyor bir kor alev,
Temizlesin şimdi cehennem çirkefimizi!..

... Düşünce çukurların en derinine,
İnsan olduğumuzu hatırlıyoruz...



6 Ocak 2015 Salı

sandal



Dayanıksız kelimelerim soğuğa karşı,
Bitmeyen bir kış gözlerimden akan.
Emekliyor düşüncelerim dar patikalarda,
Bir çocuk sanki içimde büyümeye karşı...

Kanatlarına dolan rüzgar uçursun seni,
Sen benim gibi tükenme sayfalarda.
Beşiğini salladığım düşünceler şimdi,
Aynalardan sövüyorlar bana karşı!..

İçime dönüyorum, derinlere;
Dertli bir akşamüstü hüznü
Ve şiir kokan akasyalar...

Sandalıma çarpan dalgalar
Ve rüzgar sürüklüyor beni
Uzak sahile karşı...


2 Ocak 2015 Cuma

piyale



Bir bayrak gibi tepemde dikilir gece;
Kurşunlar gökyüzümü delerken
Benim bulutlarım ağlar...
Yazmak isterim yazılmamış olanı,
Bulurum kendimi sabrederken;
Kalemim mürekkep mürekkep ağlar...

Zaman su gibi akıp gider gözlerimden,
Değil mi ki harflere basa basa yaşıyoruz.
Bir kara kış geçti göğsümden,
Soğuk bir titreme bıraktı yalnız.

Göl kuşları göç etti hayallerimden,
Ölmeyi beklemeye mevsimler yetmedi.
Elinde piyale... Ve bir şair çıksa karşıma;
Şimdi ben ağlarım, Haşim ağlar...