29 Mayıs 2014 Perşembe
yangın yeri
Ağlayanlar her zaman haklı mıdır?
Yakılan bir geçmiş kağıtlarda,
Külleri ziyaret eder mi rüyaları?
Şu kızıllığın tam ortasında
Yapayalnız ağlayanlar daima haklı mıdır?
Gökyüzü herkes için mi mavi;
Ateş herkes için mi sıcak;
Yalnızlık herkes için farz mıdır?
İşte güne yeniden başlıyoruz
Fokur fokur kaynayan sokaklarda...
Caddede bir mahşer kalabalığı,
Tükenmeyen hayat arayışı yollarda...
Ve her ağlayan bizimle birlikte,
Yükseliyor küflü çatı katına...
Aralık bırakalım kapımızı,
Belki gelir geceleri ümit anılarımıza...
26 Mayıs 2014 Pazartesi
yabancı biz
Uzak rüzgarların serinliğinde belki
Rahatlayabildik...
Dilenci gibi başkalarının rüyalarında gezindik,
Hep başka hayaller istedik,
Bizim olmayan...
Bizim olmayan, bizim olamayan her ne varsa,
Hepsine lanet ettik bir zaman;
Kıskanç yüzümüzle...
Canımız çekti başka sofraların yemeğini,
İçimiz geçti başkalarının uykularında
Kendi yavan gecelerimizde...
Yetinmeyip kendi günahlarımızla
Başkalarının günahlarına girdik...
İstemedik hiçbir zaman bize verileni,
Beğenmedik elimizdeki parmağın tırnağını;
Başka tırnakları kemirdik...
Üstümüze çektik geceden yorganı,
Kendi yatağımızda yabancı kabuslar gördük;
Yabancı dilde ağladık,
Yabancı dilde güldük...
Beğenmemişken çıktığımız kabuğu,
Kendi kendimizden bıkmışken,
Yabancılıktan da sıkıldık...
25 Mayıs 2014 Pazar
lekeli eller
Utanç içindeyiz ey Tanrım!..
Taktık masumiyet maskelerimizi,
Lakin uzağız seni aldatmaktan...
Hangimizin elleri temiz ki?
Avucumuzda haram çizgileri...
Usanmadık kendimizi aldatmaktan...
Gözlerimiz bile yalan söyler,
Kulaklarımız bildiği gibi işitir...
Utanmayız gölgemizi aldatmaktan...
Yalan, okuduğumuz her şey yalan,
Doğurduğumuz her hayat yarı ölü...
Her şeye rağmen yaşamak için
Uslanmıyoruz ölümü aldatmaktan...
Taktık masumiyet maskelerimizi,
Lakin uzağız seni aldatmaktan...
Hangimizin elleri temiz ki?
Avucumuzda haram çizgileri...
Usanmadık kendimizi aldatmaktan...
Gözlerimiz bile yalan söyler,
Kulaklarımız bildiği gibi işitir...
Utanmayız gölgemizi aldatmaktan...
Yalan, okuduğumuz her şey yalan,
Doğurduğumuz her hayat yarı ölü...
Her şeye rağmen yaşamak için
Uslanmıyoruz ölümü aldatmaktan...
24 Mayıs 2014 Cumartesi
mahkum ses
Sığıntı yüreklerde yaşıyoruz hepimiz,
Kendi demir parmaklıklarımız içinde...
Kim çiziyor bu sınırı benliğimize?
Kim kazıyor biz ölmeden çukurumuzu?
Daha doğmamış ruhların,
Kim veriyor ilk adını?
Kapı gıcırtıları arasında yaşadık;
Mutluluk dediğimiz, bir parça çığlık...
Yazık doğum ile ölüm arasındaki zamana,
Nice yüzyılın geçtiği tozlu yollara yazık...
Kaç silah patladı savaş meydanında?
Bir yecüc-mecüc ki dağlardan inecek...
Sanmam insanoğlu,
Başına gelen, bir gün aklına gelecek...
Kendi demir parmaklıklarımız içinde...
Kim çiziyor bu sınırı benliğimize?
Kim kazıyor biz ölmeden çukurumuzu?
Daha doğmamış ruhların,
Kim veriyor ilk adını?
Kapı gıcırtıları arasında yaşadık;
Mutluluk dediğimiz, bir parça çığlık...
Yazık doğum ile ölüm arasındaki zamana,
Nice yüzyılın geçtiği tozlu yollara yazık...
Kaç silah patladı savaş meydanında?
Bir yecüc-mecüc ki dağlardan inecek...
Sanmam insanoğlu,
Başına gelen, bir gün aklına gelecek...
23 Mayıs 2014 Cuma
müzik
Asaletin müziği,
Karanlığın içinden süzülerek gel bana.
Kulaklarımı dolduran isyanın önsözü,
Çığlıklarını sakla ölmüşlerin ruhuna...
Dinle beni dolunay!..
Hak etmeyen ruhlara ilham vermeyeceksin!..
En kör saatlerde çıkıp en kuytularından,
Suratına tüküreceksin kof adaletin!..
Bir korku duyarsınız;
Yaşamak gibi; sanki doğmak, doğurmak gibi...
Kısın sesini bütün doğanın ve dinleyin;
Yaşamın ve ölümün bu müziktir sebebi!..
Karanlığın içinden süzülerek gel bana.
Kulaklarımı dolduran isyanın önsözü,
Çığlıklarını sakla ölmüşlerin ruhuna...
Dinle beni dolunay!..
Hak etmeyen ruhlara ilham vermeyeceksin!..
En kör saatlerde çıkıp en kuytularından,
Suratına tüküreceksin kof adaletin!..
Bir korku duyarsınız;
Yaşamak gibi; sanki doğmak, doğurmak gibi...
Kısın sesini bütün doğanın ve dinleyin;
Yaşamın ve ölümün bu müziktir sebebi!..
21 Mayıs 2014 Çarşamba
gece sokağı
Sessizce geç arkadaş kapının önünden,
Pencereler bile duymasın...
Elindeki bayrağı daha yükseğe tut
Ve ıssızlığını da götür yanında.
Sessizce yürü kahpe sokaklardan;
Kaldırımlar seni gammazlamasın.
Gece vakti devriyeler gibi peşinden,
Can alıcı o rüzgar uğuldasın.
Yaşını gösterme sokak lambalarına,
Adını söyleme renksiz duvarlara;
Kanının rengini bilmesin sokak köpekleri...
Ayağını sürüdüğün yerlere bak;
Kim bilir kimler geçti buralardan,
Kimler indi yokuştan aşağılara...
Sessizce geç arkadaş, kulaklar duymasın,
Gözler görmesin pantolonunun rengini.
Yırtık pabuçların yalasın kaldırımları.
Söyleme derdini gecenin boşluğuna;
Herkes kendi içinde yaşıyor cehennemini...
20 Mayıs 2014 Salı
salıncak
Salıncağında çocukluğumun,
Hatırasında kaldı masumluğumun...
Tek renk bir darbe getirdi bizi kendimize
Ve sonsuz uyuduk...
Bir ağaca bağladım düşlerimi,
Bir hamak kurdum hayallere.
El sallıyorum buradan cennetteki kardeşime...
Doğarken hep birdik biz,
Sonra dört yana savrulduk...
Kışın nefesi yaprak yaprak ağaçlarda,
Bulutlarda damla damla geliyor.
Lakin yitirilmiş geçmiş;
Ne yağmurlarla gelir
Ne de katar katar...
Biz çoktan kaybettik şansımızı,
Biz çoktan beri unutulduk...
Hatırasında kaldı masumluğumun...
Tek renk bir darbe getirdi bizi kendimize
Ve sonsuz uyuduk...
Bir ağaca bağladım düşlerimi,
Bir hamak kurdum hayallere.
El sallıyorum buradan cennetteki kardeşime...
Doğarken hep birdik biz,
Sonra dört yana savrulduk...
Kışın nefesi yaprak yaprak ağaçlarda,
Bulutlarda damla damla geliyor.
Lakin yitirilmiş geçmiş;
Ne yağmurlarla gelir
Ne de katar katar...
Biz çoktan kaybettik şansımızı,
Biz çoktan beri unutulduk...
19 Mayıs 2014 Pazartesi
kimliksiz
Sesiniz bana ulaşmıyor rüzgarlar,
Nefesim yetmiyor yardım çağırmaya.
Atsam kendimi şimdi, hemen şuradan,
Çıkar mı bakir ruhumdan ak kanatlar?
Kendi dilini yutmuş bir günahkar mı?
Nedir bana layık gördüğünüz isim?
İsimsizim...
Yalnız kaldığım terk edilmiş okyanus,
Ne bir anı, ne bir detay, ne bir resim...
Kimliksizim...
2013
Nefesim yetmiyor yardım çağırmaya.
Atsam kendimi şimdi, hemen şuradan,
Çıkar mı bakir ruhumdan ak kanatlar?
Kendi dilini yutmuş bir günahkar mı?
Nedir bana layık gördüğünüz isim?
İsimsizim...
Yalnız kaldığım terk edilmiş okyanus,
Ne bir anı, ne bir detay, ne bir resim...
Kimliksizim...
2013
sis
Farkında mıyız bilmem...
Gölgesiz bir akşamüstünde üşüyerek oturuyoruz;
Kimimiz korkulu, kimimiz arınmış hislerinden...
Alın yazısı bu; kirli, rutubetli bir duvarda,
Emrediyor ve istiyor kalbimizi bizden...
Batırıyoruz bütün gemileri azgın sularda,
Vahşi köpükler yutuveriyor tüm hayatları.
Kafamızın dikine bir cehennem bu,
Sevemedik hiç doğruyu anlatanları...
Farkında mıyız bilmem...
Fikret'in şiirini andırıyor bu sisli sabah;
Sessiz, kokusuz, kıpırtısız ve derinden...
Yine görüyoruz görülmeyecek olanı,
Cılız bir münakaşa hayat dediğin;
Ve geride bir şey kalmıyor bizden...
2013
Gölgesiz bir akşamüstünde üşüyerek oturuyoruz;
Kimimiz korkulu, kimimiz arınmış hislerinden...
Alın yazısı bu; kirli, rutubetli bir duvarda,
Emrediyor ve istiyor kalbimizi bizden...
Batırıyoruz bütün gemileri azgın sularda,
Vahşi köpükler yutuveriyor tüm hayatları.
Kafamızın dikine bir cehennem bu,
Sevemedik hiç doğruyu anlatanları...
Farkında mıyız bilmem...
Fikret'in şiirini andırıyor bu sisli sabah;
Sessiz, kokusuz, kıpırtısız ve derinden...
Yine görüyoruz görülmeyecek olanı,
Cılız bir münakaşa hayat dediğin;
Ve geride bir şey kalmıyor bizden...
2013
18 Mayıs 2014 Pazar
mermi ve kan
İnsanlar ölüyor rotasız mermilerle,
Gözlerinde avuç dolusu kan rengi
yaş...
Kutuplarda yıldızlar söndü
yönsüzlükten,
Şeytan en karanlık çağı kurdu
demirle
Ve güneşi söndürdü yavaş yavaş...
Buram buram ekmek kokar açlığım
neden?
Neden gözlerim korkar sağır
karanlıktan?
Saklamayın çığlıklarınızı,
çıkarın;
Atın gökyüzüne bu açık
pencereden,
Çıkarın altın iğnenizi
samanlıktan...
Süzülüyor uykularda bozkır
gözlerin,
Rüyalarda buluşuyor nehirlerimiz.
Uzak nağmelerde kan, burunlarda barut;
Korkuya ihtiyacı olmayan sözlerin,
Korkusuz ve sözsüz askerleriyiz...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


