Şişenin dibini görmüş bir cin,
Kendi cam şişesine hapsolmuş.
Cam kırıkları batmış kafatasına,
Gözleri her maviyi soldurmuş;
Denizi, göğü, bulutu...
Virgül kadar bir yaşam vaat ettik
Tepemizden uçup giden kuşlara.
Özgürlüğü yok olmakta buldu bir cin,
Kendinden bir emanet bıraktı kuşlara;
Sarı, mavi, kırmızı...
Göğsünde bir yarayla doğdu isimsiz;
Ateşle sınanmış bir toprak çocuğu...
Kızıl akşamlarda Haşim'i andı dilsiz,
Bize ardıç kokuları bıraktı soluğu;
Topraktan, ağaçtan, ormandan...
Yazılmayıp boş bırakılan sayfalarda adı;
Şişesinde bin yıl hapsolmuş cin.
Ne oldu, dişlerin sivri dilin pelte?
O perdede bir daha çıkmaz sesin;
Dumandan, külden, ateşten...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder