10 Temmuz 2014 Perşembe

göç yorgunluğu



Yeni çerçevelerde eski resimler;
Siyah beyaz, buruşmuş anılarımız.
Yollar ne zaman, niçin ayrıldı bilmem...
Geçmişten gelen hayalet bize ne der?

Kaç asır önceydi o toprak kokulu,
Kalın kumaşlı divanlardan kalkmışız.
Haber gelmez uçan kuştan, esen yelden,
Hayalimde bir bahçe bozkır dokulu.

Çadırlar kurdu ümitlerim zamana,
Doğudan batıya bir rüzgar göçmekte.
Takvim yaprakları dökülüyor tek tek,
Savruluyor geçmiş-bugün dört bir yana.

Ağaçlar kurumaya yüz tuttu şimdi;
Dallarına renk renk dilekler bağlanmış.
Orası, dedemin son uyuduğu yer
Ve orası, orası benim evimdi...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder